• https://www.facebook.com/pages/Isparta-T%C3%BCrk-Oca%C4%9F%C4%B1/1565890796990196
  • https://twitter.com/IspTurkOcagi

" TÜRK OCAKLARI - KAMU YARARINA ÇALIŞIR DERNEK"    "Türk Ocağı, Türk’ün has ocağı, varlık ve birlik ocağı,yüksek alevlerle tütsün, muhitine nurlar saçsın; yaşasın ve yaşatsın.Türk Ocağı, Türklük güneşinin ocağıdır. Asırlarca bunu söndürmek için çalıştılar. Bu ocak hepimizi aydınlattı." (1923 Kemal Atatürk )

Menfur Darbe Girişimi ve Sonrası...


 

 


 

             Menfur Darbe Girişimi ve Sonrası...


                        Türkiye Cumhuriyeti ve demokrasimize karşı 15 Temmuz gecesi son derece haince, alçakça ve canice bir darbe girişimi yapılarak yönetime el konulmak istendi. Milletimiz ve Devletimiz tarihi bir facianın eşiğinden döndü. Darbe girişimi sabaha kadar süren çatışmalardan sonra bastırılmasaydı, tasavvuru bile ürperten feci gelişmelerin yaşanması kaçınılmaz hale gelecekti. Irak ve Suriye’de yaşananların benzeri ülkemizde de sahnelenecek, devletin varlığı, gücü tartışılır hale gelecek, anayasal sistem çökecek, oluşacak sosyal siyasal ve ekonomik kaosla birlikte, halen bastırılmaya çalışılan etnik ve dini terör eylemleri azgınlaşacak, iç savaşa dönüşecekti.

 

                Belli dış merkezlerin BOP ve benzeri projeler kapsamında yerli işbirlikçileriyle birlikte yıllardan beri uygulamaya koymak istedikleri bu senaryo, Türk Milleti’nin kararlı direnişinin neticesinde tutmadı. Doğrudan milli varlığımıza yönelik bu saldırı püskürtüldü. Mustafa Kemal Paşa’nın 1919 da Amasya  tamiminde belirtiği  ‘’Milletin Azim ve Kararlılığı’’ nın anlamı ve önemi bir kere daha tekrarlanmış oldu.

 

                         Türkiye’de 27 Mayıs 1960 darbesiyle birlikte, 22 Şubat 1962, 21 Mayıs 1963, 12 Mart 1971 ve 12 Eylül 1980 de beş defa tekrarlanan askeri darbelerden bazıları sonuca ulaştı. 62 ve 63’deki girişimler ise bastırıldı, elebaşları durumundaki Talat Aydemir ve Fethi Gürcan idam edilerek cezalandırıldı. Ancak bunların hiç birinde 15 Temmuz girişiminde olduğu gibi, Türkiye Büyük Millet Meclisi başta olmak üzere, Cumhurbaşkanlığı Külliyesi, Başbakanlık, Genelkurmay Başkanlığı, MİT, Emniyet Müdürlükleri ve Kamu Kurumları havadan bombalanacak kadar alçakça, canice saldırıya maruz kalmadı. Emniyet Özel Kuvvetler Merkezinin bombalanıp 50’ye yakın emniyet görevlisinin şehit edilmesi, Meclisin toplantı halindeyken bombalanması tam bir cinnet halidir, caniliktir.

 

 

                     Anayasa ve yasalarda belirtilen görevlerini yapan polislerimize ateş açarak, güvenliklerini sağlamaya memur edildikleri komutanlarına silah çekip enterne ederek, tankları halkın üzerine sürerek çılgınca emellerine ulaşmak isteyen bu bedhahlar, tarihimize kara bir leke olarak geçmişlerdir. Teröristlere karşı omuz omuza mücadele vermek durumunda oldukları polislerimize saldırarak asker-polis düşmanlığı oluşturduklarını düşünemeyecek derecede tam bir akıl tutulması yaşadıklarını gösterdiler.

 

             Ülkemizde daha önce yaşanılan darbelerden farklı olarak, gerek milletimiz gerekse emniyet güçlerimiz ve sorumluluklarının bilincinde olan askerlerimiz bu girişime karşı etkili şekilde direndiler. Bu sırada özel televizyon kanalları Cumhurbaşkanı, Başbakan, hükümet üyelerinin, muhalefet liderlerinin ve darbe karşıtı komutanların demeçlerini duyurmak suretiyle son derece yararlı neşriyat yaptılar.Bu vesile ile Demokratik bir ülkede olması gereken basın özgürlüğünün ne kadar önemli ve hayati öneme haiz olduğunu anlamış olduk. Bu milli direnişin sonucu olarak darbeciler belirledikleri hedefleri ellerine geçiremediler. Alan hâkimiyetini sağlamak üzere caddelere ve meydanlara gönderilen tanklar, halkımızın bedenleriyle oluşturduğu barikatları aşamadı. Kalabalıkların içerisinde çaresiz halde hareketsiz kaldılar.

 

          Türk Milleti, Cumhuriyetimize ve demokrasiye karşı yapılan saldırıya Alman Anayasası’nda olan ama anayasamızda zikredilmeyen ‘’direnme hakkı’’nı kullandı. Böylece bütün dünyaya bu tarz gayri meşru girişimlere karşı neler yapılabileceğinin muhteşem bir örneğini vermiş oldu.

 

              Muhalefet liderlerinin darbe girişiminin ilk saatlerinde Devletin,Hükümetin yanında, darbenin karşısında olduklarını belirten demeçleri, yaptıkları konuşmalar, ertesi gün TBMM' nin  olağanüstü toplantısında yaptıkları konuşmalar ülkemizin geleceği ve milli bütünlüğümüz açısından son derece yararlı ve anlamlı tavırlardır.Tarihi bir problemin çok daha yıkıcı hale gelmeden savuşturulmasında büyük etkisi olan bu siyasi tablonun, toplumsal iktidar ve muhalefet arasındaki bu diyaloğun sürdürülmesi, bazı temel sorunların aşılmasını kolaylaştıracaktır; ihtiyaç duyulan toplumsal huzur ve istikrarın oluşmasını sağlayacaktır.

 

             Demokrasimizin önemini, değerini bilerek, onun siyasi polemiklerle, hırslarla zedelenmesine izin vermeyerek Ülkenin,Devletin ve Türk Milletinin bekasını, toplumsal huzuru ve güvenliğini teminat altına almalıyız. Anayasamızın değiştirilmesi bile teklif edilmeyecek giriş bölümünde yer alan ‘’Türkiye Cumhuriyeti Demokratik, Laik, Sosyal bir Hukuk Devletidir’’ maddesi devletimizin dayandığı ve titizlikle korumak zorunda olduğumuz esasları belirtir. İktidarıyla ve muhalefetiyle tüm siyasi merkezlerin ve politik aktörlerin devletin varlığı ve bekası açısından bu esaslara özen göstermeleri ve topluma örnek olmaları elzemdir...

                                                                                                              Op.Dr.Levent Başyiğit

                                                                                                     Türkocakları Isparta Şubesi Başkanı

 

 

 

  
332 kez okundu

Yorumlar

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu yapmak için tıklayın